Varlık çok geçmeden ve hiç acele etmeden- bıkkınlığa, tiksintiye, uzaklaşmaya ve çatışmaya yol açarken; yokluk temasa ve temaşaya değil, hisse ve sezgiye bağlı tüm eylemlerin ilham ve feyz kaynağı olan arayışa ve yaratıya yönlendirdiği için, mevcudiyetini “orada bulunarak” “yer kaplayarak” ya da “sahip olarak” sağlama almıyor Refik. Bu yüzden aynalara bir kez olsun bakmadan muhayyilesinde arıyor suretini. Görerek hatırlamak yerine, öğrenerek inanmak istiyor.
Ve karşısındakinin yüzünü ...